• * Lütfen en az 5 karakter kullanınız.
  • * En az 8 karakter olmalıdır.
  • Lütfen kullanıcı adı ya da e-posta adresinizi girin. Yeni parola oluşturabilmeniz için e-posta yoluyla bir bağlantı alacaksınız.

Hipertansiyonu dengelemenin en basit yolu!

Hipertansiyonu dengelemenin en basit yolu!
  • 1 Star

Her yaşta içilmesi önerilen ve vücuda birçok faydası yer alan sütün, yürek sağlığını yakından ilgilendiren hipertansiyonu önlediği biliniyor.

Uzmanlar hipertansiyonu kontrol aşağı yetişmek için günde iki bardak süt içilmesi gerektiğini vurguluyor.

Çocukluktan itibaren düzenli olarak tüketilmesi önerilen sütün, ilerleyen yaşlarda ortaya meydana çıkan kalp hastalıklarının önlenmesinde de etkili olduğu belirtiliyor.

Uzmanlar, sütün içerisinde kan basıncının düşürülmesinde etkin olan protein, kalsiyum, fosfor gibi gıda öğelerinin bulunduğunu vurguluyor. Sütün bu özelliği ile hipertansiyonu dengede tutarak olası kalp hastalıkları riskini de azalttığı ifade ediliyor.

Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Afiyet Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Birim Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, süt tüketiminin hipertansiyonu ve yürek sağlığını aracısız olarak olumlu etkilediğini söyledi.

İnanç, “Her gün tatmin edici miktarda süt içerek kalbin iş yükünü artıran ve atar damarlara zarar veren hipertansiyondan korunmak olası. Hipertansiyon vakit içinde bilhassa kalp, böbrek, göz ve beyine kan götüren atar damarlarda hasar oluşmasına neden olmaktadır. Bilhassa kan basıncı hastaları ilk önce almak üzere, yaşı ne olursa olsun herkesin düzenli olarak 2 bardak sağlıklı süt içerek tansiyonlarını dengelemesi muhtemel” biçiminde konuştu.

Hipertansiyonun inme, kalp krizi ve böbrek yetersizliğinin kayda değer kilit nedenlerinden biri olduğunu da kaydeden İnanç, “Süt ve süt ürünlerinde bulunan kalsiyumun alımı azaldıkça arteriyel kan basıncı artarak hipertansiyona neden olmaktadır. böylece kalsiyum tüketiminin artırılması gerekmektedir. Kalsiyum ve fosfor açısından en zengin gıda de süt ve süt ürünleridir” dedi.

Kan basıncındaki yükselmenin yıllardan beri belirti vermeden sinsice ilerleyebileceğine de dikkat çeken İnanç, bu durumun uzun vadede kalp, böbrek, göz ve beyin damarlarına kalıcı hasarlar verebileceğinin altını çizdi.

ETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.